Kitap Fuarı ve Türk Okçuluğu

Bugün, kitap fuarının son günü sabahı, maaile TÜYAP’a gitmeye karar verdik (iki çocukla bırakın bir kitap fuarına, markete bile gitmenin ne kadar zor olduğu bilirsiniz). Aklımda, her sene olduğu gibi hediyelik, alabildiğim kadar Ünsal Yücel’in “Türk Okçuluğu” kitabından alma fikri var tabi. Her sene fuarda hemen aynı yerdeki Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı (AKMB) Yayınları standında bu muhteşem eseri liste fiyatının yarısına alabilirsiniz. Zaten fuar zamanı dışında da alması çok güçtür. Ankara’ya önce parayı havale veya posta çeki ile iletir, dekontunu fakslarsınız, onlar posta ile gönderir, meşakkatlidir yani.

Fuara ulaştığımızda Mert (Topçubaşı)’i arayıp tüyo alıyorum, indirimler-isimler veriyor. Ama dertli, epey bir kitap almış ve epeyce de ödemiş… Bir gün önceki konuşmamızda da bu günlüğümdeki  “Türk Okçuluğu Canlandırma Hareketi” ile ilgili aktardığım tecrübelerle ilgili “olanları bildiğimden bana normal geldi ama yazılar biraz karamsar gibi” demişti. Aklıma takıldı, belki de haklı. Ama iki kez Dernek kurulması işinde (Birincisi 2005 yılında adını verdiğim OKADER – Okçuluk Araştırmaları Derneği, ikincisi 2009 model Kemankeş Okçuluk Enstitüsü Derneği) bulunmuş biri olarak kesin bildiğim bir şey, bu ülkede bazı şartlar olgunlaşana dek insanların bu konuda bir araya gelip resmi kurum oluşturmalarının zaman ve enerji kaybı olacağıdır. Bu işe hevesli genç-yaşlı arkadaşlara da aman derim, sakın “bir yerden destek bulursak resmi çatımız olsun” zannı ile Dernek kurmayın. Sonra kapatması da zor oluyor. Kurmayın çünkü uğraşılması gereken evrak – kayıt – kuyrat işleri tek bir kişi üzerine kalıyor ve o kişi de bir süre sonra haklı olarak “ben küstüm kapatıyorum arkadaş” diyor. Ödenmesi gereken stopaj, muhtasar, kira ve envai çeşit ıvır zıvır parası ile (ki aylık masraf 300-500 TL’yi buluyor) ok alıp millete dağıtmak sanıyorum daha yararlı olur. Diğer taraftan en zor parametrenin insanların kendileri olduğunu söylemiştim. Ne demek istediğimi 2-3 yıl önceki yarışmalarda sarmaş – dolaş fotoğraf çektirdiği kişilerden hiçbiri şimdi yanında olmayan okçu arkadaşlarım daha iyi anlarlar.

Hasılı “yahu karamsar mıyım… ama 7 senede çok da çalıştık; geceyi gündüze kattık, şehirler-ülkeler dolaştık” düşünceleri ile dolaşırken TÜYAP, 2 numaralı salonun 603 numaralı AKMB standına ulaşıyoruz.

Türk Okçuluğu kitabı bandrol kurbanı

Merhum Dr. Ünsal Yücel'in 1971 tarihli doktora tezini arşiv çalışmaları ile 1979 yılına dek genişleterek ortaya çıkardığı muhteşem eseri "Türk Okçuluğu". Kitap, Dursun Ayan'ın editürlüğünde ancak 1999 yılında yayınlanmıştır.

Standa “Türk Okçuluğu”nu soruyorum ama yok, raflarda da çok kitap kalmamış “hepsi son güne kadar satıldı bitti mi acaba” diye düşünüyorum. Babacan yetkili samimi bir tavırla “çalınan bandroller yüzünden 300 çeşit kitaptan ancak 82 adedini getirebildik” diyor ve ekliyor “Türk Okçuluğu’nu çok kişi sordu, hatta bir bayimizden birkaç tane buldum ama daha tezgaha koymadan birisi havada elimden aldı”. Yahu üzüleyim mi sevineyim mi. Hediyelik kitap bulamadık ama demek evvelki senelerde alt raflardan bulup satın aldığımız Ünsal Yücel kitabı “yok” satıyor, “çok” da soranı var. Sorup da bulamayanların hepsini buradan sevgi ile selamlıyorum, ilginiz beni çok mutlu etti.  Ama size bir de kötü haberim var ki bu bandrol işi gelecek seneye kadar çözülecek cinsten değilmiş. Yani Türk Okçuluğu kitabını AKMB’den satın alamayacaksınız.

Ardından bir kitabevinden tarih romanları alırken hikaye kitaplarından birindeki okçu figürünü eleştiriyorum: Atış yanlış, ok yanlış, yay yanlış… Görevli çocuk “bunu başkaları da söyledi” diyor. Sevincim bir kat daha artıyor. Bundan 7 sene önce bu işe başladığımızda ortada ilgili yokken bugün yanlış atış tekniğini eleştiren arkadaşlarımız ve bizi takip edenlerle yollarımız kesişiyor.

Kısa günün kârı sahaflarda

Bizimkilerin suyu ısındığından ve kalabalık arttığından çıkışa yöneliyoruz ama 4 numaralı salonda yer alan sahaflara da uğramadan edemiyoruz. Birinde fotokopisini Şafak (Tavkul)’tan aldığım Eski Türk Sporları Üzerine Araştırmalar (Halim Baki Kunter)’ın 1938 orijinal baskısını buluyorum ve elbette hemen alıyorum. Diğer bir sahaf, bir “yay yapımcısı”nın kendinden yay yapmak için şimşir (?) istediğini ve nice zorluklar ile ağacı temin ettiğini söylüyor. Arkadaşların izine rastlamak hoşuma gidiyor ama aramızda şimşirden yay yapmak isteyen kim varsa çıksın ortaya (gerçi kim olduğunu tahmin ediyorum). Kabza için niyetlendiğini umuyorum.

Sonuç olarak bugün Türk Okçuluğunu daha çok bilen, daha çok soran, daha çok araştıran kimseler olduğunu farkettikçe o yeldeğirmenlerine boş yere saldırmadığımızı anlıyorum.

This entry was posted in Genel and tagged , , . Bookmark the permalink.

One Response to Kitap Fuarı ve Türk Okçuluğu

  1. Adem Yılmaz says:

    Metin Bey merhaba,
    mezkur kitabı biz de 3 ay kovaladık, bandrol sorunu olduğunu öğrendik. Ama nihayetinde 2 hafta kadar önce sorunun çözüldüğünü ve satışa sunulduğunu gördük. Adnan Mehel Bey’e 1 düzine ve Ankara Kavsi adaylarına 4 adet alabildik. Şu an durum nedir bilmiyorum. Perşembe günü tekrar bir miktar almak için uğrayacağız.
    Selamlar,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir